|
Çin'de Uygur
Türkleri Baskı Altında
Çin'in
kuzeybatısındaki, petrol ve mineral bakımından zengin olan Doğu Türkistan
bölgesinde 1949 yılından bu yana sistematik bir biçimde uygulanmakta olan
soykırım ve asimilasyon politikası, ABD'de yaşanan 11 Eylül sürecinden sonra
meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Uygur Türklerine sözde teröre karşı savaş adı
altında baskı uygulanıyor. Tüm Uygurlara potansiyel birer tehlike şeklinde
yaklaşılıyor.
Kendi zenginliklerini kullanamayan Doğu Türkistan halkı, asgari yiyecek ve
giyecek standartlarının altında trajik bir yoksulluk içinde yaşıyor ve
hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Doğu Türkistan’da, Mayıs 2005 ayı itibarıyla çeşitli hastalıklara yakalanmış
olan bir milyon üçyüz binden fazla insan ulaşım sorunlarından dolayı tedavi
imkânı bulamıyor. Özellikle güney ve doğu bölgelerindeki yoksul köylerde
yaşayan 8–12 yaşları arasındaki çocukların % 20'sinde “dış guatr” hastalığı
belirtileri tespit edildi. Bölge sağlık uzmanları tarafından yapılan
açıklamada; 35 ilçede söz konusu hastalığın görüldüğü ve önlem alınmasının
düşünüldüğü belirtildi. Çeşitli kaynaklar hastalığın yaygın halde bulunma
nedeninin bölgenin denizden çok uzakta olmasına bağlıyor. Ancak, Uygurlar
tarafından bölgede çok fazla atom bombası denemesi yapılması sonucunda
halkın bu tür hastalıklardan kurtulamadığı ifade ediliyor.
Öte yandan, Devlet daireleri ve stratejik görevlerde Uygur Türklerinin
çalışmalarına izin verilmiyor, ancak yönetime bağlı olduğuna inanılan
şahıslara, bazı kamu görevlerinde istihdam olanağı sağlanıyor. Ancak bu
şahıslar da sürekli gözetim ve kontrol altında tutulmakta olup, haklarında
herhangi bir menfi duyum alınması halinde, derhal görevlerinden alınarak,
ağır şekilde cezalandırılıyor.
D. Türkistan'daki Uygur Türklerinin iletişim faaliyetlerinin takibi
konusunda da yoğun faaliyet gösterilmekte olup, bölgedeki her türlü
haberleşme, iletişim ve internet imkânları kontrol altında tutulduğu gibi
bölgede görevli din adamları da çeşitli sebepler öne sürülerek, tutuklanıyor
ve görev yaptıkları camiler de aylarca ibadete kapatılıyor.
Doğu Türkistan'daki Uygur Türklerinin nüfusunun kontrol altında tutulması
amacıyla, uzun yıllardan beri, baskı ve zorla uygulanan bir kürtaj
politikası izleniyor. D.Türkistan'da şehir merkezlerinde yaşayan Uygur
Türklerine iki çocuk sahibi olma hakkı tanınırken, gizli şekilde üçüncü
çocuğa hamile olduğu tespit edilen kadınlar kürtaja zorlanıyor. Bu kapsamda,
ambülâns tarzında hazırlanan arabalarla, Uygur Türklerinin yaşadıkları
mahallelere giden ÇHC görevlileri, kontrol yaptıkları evlerde üçüncü
çocuğuna hamile olduğunu tespit ettikleri bayanları, söz konusu ambülânslara
götürerek, hamileliğin hangi ayında olursa olsun kürtaj yapıyor. Bazı Uygur
kadınları, ilkel yöntem ve cihazlarla sağlıksız ortamda yapılan zoraki
kürtaj sonrasında hayatlarını kaybediyor.
Doğu Türkistan'daki Çin kökenlilerin nüfusunu artırmak amacıyla, 2005 yılı
itibariyle özel bir göç uygulaması hayata geçirildi. Bu kapsamda, ÇHC
içindeki diğer bölgelerde yaşayan, çeşitli adi suçlara karışmış veya
uyuşturucu bağımlısı şahıslar, Doğu Türkistan bölgesine gönderiliyor.
Hepsi Çin kökenli olan şahıslara, D.Türkistan'ın en verimli arazilerinden
pay ayrılarak, buralarda çiftçilik yapmalarına izin veriliyor. Bu şekilde
Uygur Türklerinin elindeki araziler bölünüyor ve bu şahıslara tahsis
ediliyor. Üzerinde rütbe bulunmayan üniformalar giyen ve tabanca taşıyan söz
konusu şahıslar, kendilerine karşı gelen Uygur Türklerine karşı doğrudan
silah kullanabiliyor. Çinin diğer bölgelerinden göç eden bu şahıslar,
yaklaşık üç yıl süreyle kendilerine tahsis edilen arazileri işleyip,
buralardan gelir elde ettikten sonra, D.Türkistan'da kendilerine ait ev ve
iş edinerek yerleşiyor ve yeni gelenlere üniformalarını devrediyor.
Doğu Türkistan’da sosyal yapıdaki dengesizlik de tüm alanlarda kendini
gösteriyor. Fabrikalarda ve bürolarda çalışan Çinlilerin oranı % 80. Örneğin
başkent Urumçi’deki Yün Dokuma Fabrikasında çalışan 450 işçiden yalnızca
15’i Doğu Türkistanlı. Turistik otellerdeki personelin çoğu da Çinli.
Çinliler kalifiye işlerde çalışırken, yerli halk en vasıfsız işlerde
çalışıyor.
Doğu Türkistanlılar tarafından üretilen ürünlerin neredeyse tamamı çok düşük
fiyatlarla insanlardan zorla satın alınarak, Çin’e gönderiliyor.
Uygur Türklerinin seyahatleri üzerine kısıtlama getirilmiş durumda. Vize
olmadan, kırsal yerlerdeki halk şehirlere, şehirlerdekiler de kırsal yerlere
gidemiyor. Seyahat etme izne tabii.
Kırsal ve kentsel yerlerde yaşayan Uygur Türklerine birbirinden farklı
kimlik kartları veriliyor. Kırsal alandaki insanların şehirlerde yaşamaları
yasaklanmış durumda. Bunun için vize alınması gerekiyor. Çinliler için böyle
bir kısıtlama getirilmiyor.
Uygur Türkleri, sağlık tesislerini kullanma hakkından yoksun tutuluyor.
Çinlilerin % 95’inin ücretsiz sağlık hizmetlerinden yararlanmasına karşın,
Türklerin yalnızca %12’si bundan faydalanabiliyor.
Uygur Türklerine uygulanan baskılar, etnik kimliğin ifade edilmesinin
kontrol altına alınmasında geçici olarak başarılı olabilir, ancak uzun
vadede yalnızca Uygurların Çinlilere karşı hissettikleri nefret duygusunu
arttırabilir ve gelecekte daha derin çatışmaları körükleyebilir.
Doğu Türkistan meselesi sadece Uygurların bir sorunu olarak görülmemeli ve
onların tüm sorumlulukları vicdan sahibi insanlar tarafından sahiplenilmeli
ve uzak görüşlü politikalarla soruna çözüm getirilmelidir.
Diplomatik Gözlem
Sitesinden alınmıştır.
|
|